Ariş Medya - Pırlanta ve Mücevher Portalı

BURÇLAR VE TAŞLAR


GELİNLERE ÖZEL


ÜYE GİRİŞ



Şifremi Unuttum Üye Ol

CANIM ANNEME


ELMAS HAKKINDA


HABER ARA


Gelişmiş Arama

DİĞER SİTELERİMİZ

 
E-Ticaret:
  arispirlanta.com
  arisdiamond.com


Kurumsal Sitemiz:
  aris.com.tr

 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

MELEKLER KAHVESİ


ANKET

En çok kullandığınız takı hangisidir?









Tüm Anketler

VİDEO ARA


BÜLTEN ÜYELİĞİ

Haber listemize kaydolarak tüm yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Dikkat, besinlerde zehir var…

Murat Gökçen

23/Mayıs/2011, 13:58

Murat Gökçen

Yeşil fasulye, mısır, patates pirinç, soya fasulyesi, buğday, yer fıstığı, zehirli madde içerirler. Bu zehirli maddeler besinlerin özellikle yenen kısımlarında bulunur. Zehirli inhibitörler özellikle kırmızı kan hücrelerine zarar vermektedir. Bu tip besinler özellikle çiğ olarak yenilirse toksik etki yaparlar ve şok kramplar ve hipokalemi’den ( kanda potasyum miktarının düşmesi ) tutun elektrokardiyogramda belirgin değişimlere kadar götürebilir. Ancak bu durum insanların sahip olduğu kan guruplarına göre değişik özellik gösterebilmektedir. Örneğin A Rh Pozitif gurupta değişik tepki verirken, O Rh negatif gurupta farklı tepki verebilmektedir. Tripsin, elastaz, plazmin, papain gibi inhibitörleri içeriğinde barındıran bazı besinlerin kesinlikle çiğ tüketilmemesi gerekmektedir. Belki bir patates, pirinç çiğ yenmeyebilir ama yer fıstığı çiğ yenebilir. Bu çok tehlikelidir. Yer fıstığının kavrularak yenmesi halinde zararlı etkisi ortadan kalkmaktadır.

Bezelye türlerinde bulunan latirojenler zehirleyici öğelerdir. İnsan latirizmi denilen ve hayvanlarda da görülebilen zehirlenme semptomları ortaya çıkabilmektedir. Bu semptomlar bacaklarda spastik felçler, mesane kanamaları gibi belirtilerdir. Özellikle baklada bulunan bazı toksik aminoasitler favizme ( baklagillere karşı alerjik tepki ) neden olmakta ve metabolizmada hemolitik anemilere neden olmaktadır. Hele bir de bazı bireyler genetik olarak favizme tam duyarlıdır. Çok dikkatli olunması gerek. Genetik olarak favizmin hiç etkilemediği bireyler de vardır. Özellikle turp, şalgam, lahana, karnabahar gibi besinlerde bulunan kükürtlü glikozitler troid bezinin büyümesine dolayısıyla guatr hastalığına yol açabilmektedir.

Şimdiye kadar saydığımız tüm bu besinlerin bir tek antikoru vardır; o da su buharıdır. Bu besinleri sıcak su buharına tabi tuttuğunuzda, haşladığınızda, pişirdiğinizde besinlerin içindeki zehirli olabilecek inhibitörler ya tamamen etkisini kaybediyor ya da olumsuz etkisini büyük oranda yitiriyorlar. Ancak pişirseniz bile etkinliğini kaybetmeyen kimyasallar da vardır. Örneğin, bazı bonbon şekerlerin yapımında kullanılan meyan kökü bitkisinde bulunan glisiriz, fazla tüketildiğinde kan basıncının artmasına neden olmakta. Bunun yanı sıra baş ağrısına, insanın kendisini yorgun ve halsiz hissetmesine yol açar. Ayrıca uzun süre ve fazla miktarlarda tüketimi halinde kalp büyümesine neden olmaktadır.

Bazı meyvelerin çekirdeklerini asla yemeyin

Limon, elma, kayısı, erik gibi meyvelerin çekirdeklerini asla yemeyin. Çünkü bu besinler ölümle sonuçlanabilecek zehirlenmelere yol açabilmektedir. Olumsuz etkisi, özellikle solunumu bloke ederek olmaktadır. Bu besinlerde bulunan zehirleyici maddenin çok benzeri de keten tohumunda bulunmaktadır. Bu nedenle keten tohumu tüketimini de bilinçsizce ve aşırıya kaçarak yapmamak gerekir.

Özellikle patateste bulunan solanine çok dikkat etmek gerekir. Patates solanin özellikle yeşilken kabuk ve sürgünlerinde yüksek konsantrasyonlarda bulunur. Yemek yapmaya hazır patateste solanin miktarı her yüz garamında 3 – 6 mg dır. Ancak bu patatesi ışıkta bekletir yeşillenmesine neden olursanız, patatesteki solonin miktarını 6 – 7 misline çıkartarak her yüz gramında 20 –30mg’ a kadar ulaştırabilirsiniz. Patateste ölüme yol açabilecek solanin miktarı, her yüz gramda 38 – 40 mg civarında olması gerekir. Tabii bu miktarlar bireylerin hassasiyet durumlarına göre de farklılık gösterebilmektedir. Patatesi satın alırken dikkat etmeniz gereken en önemli konu, patates yeşil olmayacak ve asla çimlenmiş, yeşillenmiş yani sürgün vermiş olmaması gerekmektedir. Bu tip patatesleri haşladığınızda solonin büyük oranda haşlama suyuna geçer, bu nedenle bu suyu kullanmayıp dökün.

Ispanak ve kuşkonmazda bulunan saponinler gene kırmızı kan hücrelerini olumsuz etkileyebildiklerinden çiğ olarak salataya doğranmamaları gerekir. Özellikle ıspanağı çiğ olarak yeme alışkanlığı olanlar bu alışkanlıklarından vazgeçmelidir. Bu tip besinler mutlaka pişirdikten sonra yenmelidir. Ayrıca ıspanak ve pazı gibi sebzelerde fazla miktarda bulunan oksalik asit kanda kalsiyum düzeyinin azalmasına yol açabilmektedir. Bu nedenle bu tip sebzeler ile birlikte veya aynı anda süt, yoğurt, peynir gibi kalsiyum ihtiva eden besinleri tüketmemek gerekir. Aksi takdirde bu besinlerle birlikte aldığınız kalsiyum vücut tarafından yeteri kadar kullanılmadan böbrekler aracılığı ile dışarı atılacaktır.

Portakal kabuğunda bulunan sitral bileşiği büyük ölçüde A Vitamini düşmanıdır. Portakal kabuğuyla yapılan reçel veya marmelatlar çokça tüketildiğinde kanda ciddi oranda A Vitamini seviyesi azalmaktadır. Sitral bileşeni ayrıca yenibahar ve tarçın gibi baharatlarda bulunmaktadır. Bu tip baharatları da yüksek oranda ve çok sık tüketmemek gerekir. Anti vitamin K olarak bilinen Kumarin türevleri kan sistemindeki pıhtılaşma mekanizması zincirinin kopmasına yol açmaktadır. Ancak kumarin türevleri besinlerde yüksek oranda bulunmamakla birlikte Ahududu, kayısı, çilek ve vişnede bir miktar bulunmaktadır.

Muz, ceviz, ananas ve domates gibi besinlerde biyojen amin olan serotonin bileşiği bulunmaktadır. Bu bileşikler sulu çözeltilerde, barsak ta parçalanabildiği halde, ortamda alkol bulunması halinde toksik etki yapmaktadır. Bu nedenle bu besinleri alkol ile aynı anda tüketmemek gerekir.

Deniz ürünlerine dikkat

Palamut, uskumru ve ton balıklarının yenmesinden sonra skombroid zehirlenmesi ortaya çıkabilmektedir. Skombroid zehirlenmesi, bu balıkların vücudunda bulunan yüksek düzeydeki histamin ile ilişkili görülmektedir. Bu balıklar yakalandıktan sonra hızlı bir şekilde soğutulmazlarsa, belirli bazı bakteriler hızla çoğalarak histamine çevrilirler ve buda alerjilere neden olabilir.

Ülkemizde bulunmayan Balon balığı ve Kirpi balığı gibi balıkların testis ve ovaryumlarında tetrodotoksin adı verilen çok güçlü bir toksin bulunmaktadır. Japonyada bu balıklar çiğ olarak ( fugu ) tüketildiğnden bu ülkede ölümle sonuçlanan gıda zehirlenmelerinin nedeninin neredeyse % 60’ının nedeninin bu balıklar olduğu bildirilmektedir.

Tuna ( somon ) balığı gibi derin su balıklarında cıva birikimi gözlenebilmektedir. Bu besinlerle birlikte alınan cıva özellikle metabolizmada merkezi sinir sisteminde hasara neden olabilmektedir. Genellikle yetişkinlerde günlük organik cıva alımı 300 microgramın üzerine çıkınca klinik belirtiler görülmektedir. Özellikle hamile kadınların yüksek oranda civa ihtiva edebilecek besinlerden uzak durmaları gerekir. Çünkü annede herhangi bir belirti görülmeyebilirken doğan bebeklerde beyin hasarları gözlenmiştir.

Midye ve istiridye insanlar için gerçekte toksik olmayan besinlerdir. Ancak kirli denizlerde beslenen midye ve istiridye gibi kabuklu deniz ürünleri insanlara zarar verebilecek toksik etki düzeyine ulaşabilmektedirler. Özellikle kaslarda felce yol açabilmektedirler. İçeriklerindeki toksik maddenin saksitoksin olarak bilinen bu bileşik ısıtma, pişirme yolu ile etkisi azalmamaktadır. Bu nedenle şüphe duyduğunuz midye ve istiridye gibi deniz kabuklularını pek fazla tüketmeyin. Özellikle yumurtanın çiğ olarak tüketilmemesi gerekmektedir. Bunun nedeni, yumurta akında bulunan avidin adlı protein, metabolizma için oldukça yararlı vitamin bileşiği olan biotini bağlayarak aktivitesini engellemektedir. Ancak yumurtanın akı katılaştırıldığında yani pişirildiğinde biotin serbest ve fonksiyonel hale geçmekte, böylece avidinin bu antivitamin etkisinin ortadan kalktığı gözlenmektedir.

Anti – depresan ilaç alan bireylerin peynir tüketimi kontrollü olmalıdır. Çünkü peynirlerde olgunlaşma sonucu oluşan tramin, histamin ve triptamin gibi aminlerin kan basıncını yükselttikleri bilinmekle beraber bunlar normal olarak vücutta monoaminooksidaz enzimleri ile detoksifiye edilmektedir. Ancak, anti – depresan ilaçların içinde bulunan bazı aktif maddeler bu enzimin aktivasyonunu engelleyerek tramin birikiminden dolayı zehirlenmelere yol açabilmektedirler. Özellikle kahvaltıda peynir yeniyorsa kahvaltı üzerine anti – depresan ilaç almak pek doğru olmayacaktır.

Bira ve şarap elimine edilecek besinlerin başında gelmektedir. Tüm bu besinler protein yıkımı sonucu lezzeti arttırmak amacı ile besinlere uygulanan pütrefikasyon ve fermentasyon işlemleri besinin içeriğindeki Tramin miktarını arttırmaktadır. Bu nedenle bu besinler Antidepressant ilaç kullanırken çok dikkatli alınmalıdır. Ayrıca Traminden zengin diğer besinler içerisinde kahve, kakao ve çay da mevcuttur. Diyette bu besinlere de rağbet edilmemelidir. Sucuk, sosis, salam, çiroz gibi şarküteri ürünleri de traminden zengindir. Suyun çıktığı kaynağa göre içeriğindeki kurşun miktarı değişebilmektedir. Ancak su dağıtımında kullanılan kurşun içeren metal tanklar veya borular suyun içeriğini olumsuz yönde etkilemektedirler. Özellikle yumuşak ve asitik sular bu tanklardaki ve borulardaki kurşunu çözmekte, içeriklerindeki kurşun miktarında artış gözlenmektedir. Hele hele bu tip taşıma ve saklama kaplarında bekletilen yumuşak ve asitik sular iki misli kurşun içeriğine sahip olabilmektedirler. Devamlı ve sürekli kurşun içeriği yüksek suların tüketimi özellikle çocuklarda nöropsikolojik sorunlara sebebiyet vermektedir. Ayrıca IQ test performansını ve öğrenme yeteneği, kanda kurşun düzeyinin artması ile azalabilmektedir. En önemli kurşun zehirlenmesi ise ekzost dumanları ile alınan tetraetil kurşunun etkili ve önemli olduğu bildirilmektedir.

Kabartma tozu, diş macunu, alüminyum pişirme kapları ile alüminyum folyolardan metabolizmaya alınan alüminyumun beyin dokularında birikerek zarar vermesi sonucu Alzheimeir hastalığına neden olması ve metabolizmaya alınan alüminyum ile bu hastalık arasında bir ilişkinin bulunma olasılığının kuvvetli olduğu düşünülmektedir. Ancak yapılan çalışmalar, tüm bu ürünlerden alınan alüminyumun, günlük izin verilen alım miktarının altında kaldığını göstermektedir.

1960 yılında İngilterede yüz bin hindi, küflenmiş yer fıstığını yedikleri için öldükleri saptanınca “ aflatoksin “ ifadesi ortaya çıkmıştır. Aflatoksinlerin yalnızca toksik olmadıkları ayrıca kanserojen de oldukları net bir şekilde anlaşılmıştır. Küflü ve sağlıksız ortamlarda kurutulan baharatlar, kuru meyveler, kuru yemişler risk altındadır. Küflü bitkisel gıdalarda bulunan aflatoksin, küflü yemlerle beslenen hayvanların karaciğer ve böbrek gibi organları ile süt ve yumurtasında da bulunmaktadır.

Ayrıca küflenmeye yüz tutmuş yada bir bölümü küflenmiş patateste sambutoksin, mısır tanelerinde fumonisinler, küflenerek sararmaya yüz tutmuş pirinçteki luteoskirin aynı şekilde kanserojen etkiye sahiptirler. Pestisidler dediğimiz tarım ilaçları gıdaları, küflere karşı, böcek ve zararlı otlara karşı korumak için kullanılmak zorundadır. Ancak bu tarım ilaçları uygulanmaya başlandığı andan itibaren çevre kirliliği yanı sıra besin maddelerindeki pestisid kalıntılarını da beraberinde getirmeye başlamıştır. Bu durum da insan sağlığı açısından olumsuzluklara yol açmaktadır. Bazı pestisitler suda çözülmediği gibi pişirme yolu ile de yok olmazlar. Bu nedenle besinleri tüketmeden önce elde ( eldiven giyerek ) ovalayarak yıkanmalıdır.

Besinlerin pişirilmesi sırasında bazı toksik maddeler oluşmaktadır. Bir besini tütsülediğiniz zaman kanserojen olduğu bilinen poliaromatik hidrokarbonların ortaya çıktığı bilinmektedir. Ancak tütsülenmiş ( füme yapılmış ) bir balıkta oluşan olumsuz türev 5 ppd düzeyindeyken, mangalda pişirilen etlerde bu miktar 100 ppb düzeyine çıkmaktadır. Bu oranın yükselmesinin nedeni, kömüre damlayan etin yağının çıkardığı duman ve alevdir. Mangal veya ızgara yapılırken etin yağının ateşe damlamasının önlenmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle, etin yanı sıra sucuk ve köftelerdeki yağ miktarının daha da yüksek olduğu düşünülürse, damlayacak yağ miktarı da daha fazla olacağından tehlike daha da yüksek boyuta çıkacaktır.

Bu tür poliaromatik yapıların kanserojen olduğu iyi bilinmekte ancak mangal veya ızgara etlerde bulunan miktarların insanlarda tümöre neden olup olmadığı kesin bilinmemektedir. Ancak burada tüketilecek miktar ve sıklık önemli rol oynamaktadır.


Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

KATALOGLARIMIZ

PRATİK BİLGİLER


BEN BİR GÖKKUŞAĞI ÇOCUĞUYUM10/Kasım/2016

GÜZEL SÖZLER

Herhangi bir insan vaktini nasıl geçireceğini, üstün bir insan ise vaktini nasıl tasarruf edeceğini düşünür.
Schopenhauer

İSTEKKART

SİYAH ELMAS


DEĞERLİ TAŞLAR

PARİ YAZARLAR

TIKLA OYNA


GALERİ

GOOGLE ÇEVİRİ

Çeviri

ZÜMRÜT


Arismedya.com © 2010 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu
www.arispirlanta.com - www.arisdiamond.com - www.arisevlilik.com - www.aris.com.tr